Çocukla güç yarışına girmeyin

‘’Bir çocuk yetiştirmeye bir köy gerekir’’ demişler. Nede güzel söylemişler. Çocuklar yetişiyor elbet, büyüyor fakat her ebeveynin derdi nasıl büyüdüğü, büyürken heybesine neler koyduğu, kendisini, dünyayı nasıl tanımladığı ve gördüğü. Bugün çocuk yetiştirme konusunda ebeveynlerin belki de en zorlandığı konulardan biri olan ceza kavramlarına bakalım diyorum. Keyifli okumalar dilerim.

Çocuklar tabi ki resimlerde olduğu gibi her zaman neşe içinde gülen, kahkahalar atan varlıklar değildir. 1 yaşından sonra hareketlenmeye başlayan her çocuk, etrafını keşfetmeye, neler olup bittiğini anlamaya çalışır, hareketli olabilir, sizin söylediğiniz birçok şeye itiraz edebilir. Kendi isteklerini yapmak ve bunları yaptıkça da size sanki kafa tutuyor gibi de durabilir. Bu dönemsel olduğu gibi aslında kendisine zarar vermediği sürece sağlıklı bir davranıştır çünkü keşfettikçe, başına kötü bir şey gelmediğini anlayan, aynı zamanda denedikçe yapabildiğini fark eden çocuk kendine güvenir ve ‘’yapabiliyorum, başarabiliyorum’’ algısı güçlenir. Bir çocuğun çocukluk dönemlerinde desteklenerek yapabildiğini düşünmesi, ileriki yaşantısında özgüven, benlik saygısı gibi kavramlar için çok önemlidir.

Fakat ebeveynler için bu süreç bu kadar kolay ve sıkıntısız geçmeyebiliyor. Bir çok ebeveyn hem kendi kaygısından dolayı hem de çocuğunu dış tehlikelerden korumak adına veya ‘’hoşa gitmeyen’’ bir davranış yaptığında o davranışı bir daha yapmaması adına kontrolü sağlamak adına ceza yöntemlerine girişebiliyor. Şimdi bu iki yöntemi gözden geçirelim.

Ceza Nedir? Neden bize yardımcı olmaz? Ceza çocuklara karşı nasıl zarar verir?

Ebeveynlerin verdiği cevaplara baktığımızda çocuk yetiştirirken en çok zorlandıkları noktaları; ağlama krizleri, öfke nöbetleri ve ısrarcı tutturmalar olarak sıralamak mümkündür.  Ceza dediğimizde; çocukların ‘’istemediğimiz’’ davranışlarını değiştirmek adına, çocuklara uygulanan, onları baskı altına almak ve davranışları değiştirmek için acı verici olan veya şiddet yoksa bile saldırganca tutumlar şeklinde özetleyebiliriz.

İki tür cezadan bahsedebiliriz;

1) Tokat atmak, dövmek, vurmak, gibi yöntemlerle yapılan fiziksel şiddete dayalı ceza

2) Şiddet içermeyen ancak daha sık yapılan bir diğer ceza davranışı ise; istenilen şeyi yapmazsa çocuğun istediği veya ihtiyacı olan şeyi vermemekle tehdit ediyor olmak. Örneğin; dışarı çıkmak istiyorsan önce ödevini yapacaksın, uslu durmazsan sana çikolata vermeyeceğim, uslu çocuk olmazsan seni sevmeyeceğim gibi. Çocuğun sessizce bir köşede oturmasını beklediğinize dair söylediğiniz sözcükler bile ceza uygulamasına bir örnek olabilir.

NEDEN CEZAYI DESTEKLEMİYORUZ?

ÇOCUKLAR CEZA ALDIKLARINDA NELER YAŞIYOR?

1)  Yapılan araştırmalarda ceza veren kişilerin ceza uygulamasını neden yaptıkları sorulduğunda çocukların istenmeyen davranışlarını değiştirmesi amacıyla yapıldığı söylense bile yapılan çalışmalarda cezanın anlık değişim sağladığı, uzun vadede bir davranış değişikliği sağlamadığı ortaya çıkmıştır.

2) Sürekli ceza alan çocuk bir süre sonra öfke ve kırgınlık, anlaşılmazlık duygusu oluşturduğu için çocuğun dikkatini ve öğrenmesini etkileyeceği konusunda çalışmalar mevcuttur.

3) Ceza için şiddete maruz kalan çocuğun; kendisini korumak adına zamanla kendisinin de fiziksel şiddet ve güç uygulamasını öğrenerek, kendi de bir süre sonra şiddete meyilli olma veya aşırı içe kapanma görülebilir.

4) Fiziksel ceza alan çocuklar özellikle ceza aldıkları ve cezaya sesiz kalan kişiye karşıda aralarındaki duygusal bağda zedelenme olacaktır. Anlaşılmadığını düşünme, kırgınlık, uzak durma, öfke duyma gidi durumlar görülebilir.

5) Çok küçük yaşlardan itibaren fiziksel ceza yoluyla itaat sağlanması sonucunda büyüyen çocuklar hiçbir sorgulama yapmaksızın otorite figürlerine karşı boyun eğici tutumda olabilirler.

6) Yine çocuklarla yaşanan sürtüşmeli dakikalardan sonra ebeveynlerinin çocuklarına karşı sevgi ve ilgisiz davranışları ile terbiye etmeye çalışması/ ceza vermesi çocuklar için çok acı verici sonuçlar doğurabilir. Çocukların en önem verdikleri ebeveynleri tarafından ne kadar sevilip, değer gördükleridir. Çocuklara ‘’Seni sevmiyorum, seni istemiyorum, yaramazsın senle oynamayacağım, hiç benim çocuğum gibi davranmıyorsun, git odaya cezalısın ‘’ şeklinde yaklaşımlar oldukça yaralayıcı olabilir.

7) Çocukların bu durum sadece canlarını yakmaz aynı zamanda ebeveynleri tarafınca sevilmediğini düşünen çocuk kaygı ve güvensizlik duygularını da yaşamaya başlar. Bu yüzden çocuk için söylediğimiz her sözcük çocukların nasıl hissedeceği konusunda belirleyici olabilir. Belki bir anlık öfke veya kaygıyla söylenmiş olabilir fakat çocuk bunu ayırt edemeyebilir. Çocuk kendisini reddedilmiş hissedebilir, sevilmediğini düşünebilir.

ÖNEMLİ OLAN İLİŞKİYİ SÜRDÜREBİLMEKTİR.

Kabul edilmeyecek, ebeveynlerinin hata olarak değerlendirdiği bu davranışlar çocukların size vermiş olduğu bir sinyal olabilir. Çocuk o gün uyumadıysa, yakın zamanda bir talebi karşılanmadıysa, bir ihtiyacı giderilmediyse, duygularını boşaltamadıysa, kendisini ifade edememişse daha hırçın, daha öfkeli veya daha duygusal davranabilir. Tüm bunlara karşı ebeveynlerin aynı şekilde veya daha da ileri gidip ceza içeren davranışlar sergilemesi sonucunda çocuklar kendilerini değersiz, sevilmeyen, anlaşılmayan bireyler olarak hissedecek ve bu duygular onların daha da öfkelenmesini, daha da mutsuz olmasını veya daha da hırçınlaşmasına neden olabilecektir.

ÇOCUĞUNUZLA GÜÇ YARIŞINA GİRMEYİN.

Çocuğunuzla güç yarıştırmak, kimin daha güçlü olduğunu çocuğa göstermek amacıyla ceza vermeyin. Elbette ebeveyn olarak siz çok daha güçlüsünüz fakat önemli olan kimin daha güçlü olduğunu çocuğa veya kendinize ispatlamak önemli değildir ve hatta kötü sonuçlar doğurabilir. Öfkeli olan, ağlayan veya ısrarca tutturan bir çocuğun mutlaka anlatmak istediği ancak yolunu bilemediği için anlatamadığı bir şeyler vardır. Bu zamanlar aslında çocuğa daha yakın davranılması, temasın arttırılması ve empatik sözcüklerin söylenmesi için uygun zamanlardır.

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet