Mutluluk nerede?

Bu gülen insanların hiç mi derdi yok gerçekten nasıl mutlu olabiliyorlar?

Peki benim mutluluklarım neden kısa sürüyor?

Ben neden mutlu olamıyorum gerçekten?

Zor bir yılı geride bıraktık. Kısıtlandık, daraldık ve yorulduk. Yaklaşık 1 yıldır belirsizlik bulutuyla geziyoruz adeta. Plan yapmakta, eski rutinlerimize dönmekte zorlanıyoruz. Hele bir de ebeveynsek veya bakmakla yükümlü bir ebeveynimiz var ise bu süreç daha da zor olabiliyor. Peki böyle zor anlarda dahi mutlu olmamız mümkün değil mi? Mutluluğu nasıl yakalarız? Mutluluk nerede? İçimizde mi, para da mı, evde veya arabada mı? Peki siz mutlu musunuz?

Nedir bu mutluluk?

Herkesin yana yakıla aradığı, elle tutulamayan ve gözle görülemeyen ama yaşadığımız şeylerle ifade edebildiğimiz bu duygumuzun maalesef ki tek bir tanımı yok. Fakat yapılan araştırmalara baktığımızda mutlu olan kişilerin mutluluk anlarına dair verdiği cevaplarda mutlu olmayı bireyin sevinç, güven, heyecan gibi iyi hissettiren duyguları sık yaşaması; öfke, korku, kaygı, nefret gibi zor duyguları az yaşaması, hayat doyumunun daha yüksek olduğu ve bu durumun mutlu olduğunun bir göstergesi olarak değerlendirildiğini anlayabiliyoruz.

Mutlu olmamı engelleyen durumlar nelerdir?

Mutlu olmamızı olumsuz yönde etkileyen durumlardan biri ‘’stres’’ faktörüdür. Stres kişinin zor anlarda yaşadığı, yaşadığı bu anlara karşı göstermiş olduğu fiziksel, ruhsal, duygusal ve davranışsal olarak verdiği zorlanma tepkilerinin genel bir halidir. Stres yaratan durumu fark etmemek, stresli olduğumuz zamanlarda baş etmek için doğru olmayan yöntemleri sıklıkla uyguluyor olmak, kendimizi, bedenimizi dengeleyememek, stresle baş edemediğimizi, bu konunun bizi zorladığını ve burada destek almamız gerektiğini bize hatırlatır. Stres ile baş etmemiz, stresli anlarda kendimize yardımcı oluyor olmamız ne kadar zorlaşırsa mutluluğumuz o denli azalacak, stresle baş etme mekanizmalarımız ne kadar iyiyse mutlu hissettiğimiz anlar o denli fazlalaşacaktır.

Mutlu olmamızı olumsuz yönde etkileyen diğer bir durum olaylar karşısındaki ‘’Düşünce biçimimizdir.’’ Şunu hatırlatmakta fayda vardır ki; yaşadığımız olaylar acı verici olabilir. Fakat insanların yaşadığı olaylar karşısında kendisine yönelik veya olaya yönelik yönlendirdiği eleştirel, yargılayıcı düşünce biçimleri olayın acısını daha çok arttırmakta ve kişinin daha yüklü acı çekmesine neden olmaktadır.

Örneğin; ‘’kapalı havaları seven insanlarda vardır. Fakat biz kapalı havalarda kendimizi kötü hissediyorsak (eğer herhangi bir duydu durum problemimiz yoksa) burada kapalı havayla ilgili ne düşündüğümüze bakmamız gerekmektedir. Gerçekten havanın renginden dolayı mı mutsuzum veya bu havada dışarı çıkamıyor olmak mı beni mutsuz ediyor? Örneğin; bugünde kava ne kadar kasvetli diye düşünmenin bizde hissettireceği duygu üzüntü, keder, mutsuzluk olacaktır. Fakat şu şekilde düşünmeyi başarabilirsek; evet hava koyu ve yağmur yağacak gibi görünüyor. Böyle zamanlarda dışarı çıkamıyor olmak beni üzüyor. Fakat bu durumu sanırım tek başıma yaşayan ben değilim ve son bu havada dahi kendime iyi gelecek bir şey var mı? Neleri yaparsam daha iyi hissedebilirim’’

Mutlu olmayı olumsuz yönde etkileyen bir diğer unsur ise ‘’kendine şefkatli olmamak’’ ve ‘kendini aşırı eleştirmektir’’.

Öz-eleştiri kendini değerlendirmektir. Bir bakıma iyileştirici ve geliştirici olabilir fakat kişi kendisine şefkatli davranmayarak, objektif olmayarak yapıcı değil yıkıcı tarzda öz eleştiri yapması, sürekli eleştirel iç sesiyle kendisiyle konuşması sonucunda kendisini diğer insanlarla kıyaslayarak değersizleştirmesi söz konusudur. Bir bakıma öz-eleştiri düzeyi yüksek olan bireyin, kendisine yönelik içsel konuşmaları ve değerlendirmeleri çoğunlukla olumsuzdur. Buna göre öz-eleştiri düzeyinin yüksek olmasının bireylerin duygu durumlarını belirlemede etkili olduğu söylenebilir. Yani fazla içsel eleştiri mutluluğu negatif yönde etkileyen unsur.

Öz Şefkatin ne olduğunu şu soruyla anlatmak mümkündür. Yakın bir arkadaşınızı düşünün. Bir derdi var ve size anlatmak istiyor. Size geldi ve derdini anlatmaya başladı. Ona nasıl yaklaşırdınız? Örneğin; bağırır mıydınız veya söylenir miydiniz ne denli dertli olduğu için? Eminim ki bir çoğunuz ‘’şefkatli yaklaşarak, onu dinler ve en genel olarak bu durumun kalıcı olmayacağını söylerdiniz’’. Peki dert sahibi biz olduğumuzda, bir başkasına anlatmak konusunda veya derdimizin olması konusunda kendimize nasıl yaklaşıyoruz? Arada büyük bir fark oluyor değil mi?  İnsanlar kendilerine son derece katı ama başkalarına karşı da bir o kadar şefkatli olma eğilimindedirler. İş ve ilişkiler için belirlenen yüksek standartlar, problemlerle karşılaşıldığında kendini cezalandırmalar ile sonuçlanır. Kendine şefkatli davranma daha az yargılamaya, daha az yargılamakta daha pozitif ve mutluluğa götürebilir. Kendine şefkatli olmak, bir dostunuza uyguladığınız yaklaşımı kendinize uygulayabilmektir. Duygularımızı görmek, acılarımıza yüzümüzü dönmektir. Kendimize acımadan, kendimizi eleştirmeden kendi kendimize iyi gelecek şeyleri yapıyor olmaktır.

İnsanlık hep bir şeyleri elde ettiği zaman mutlu olacağına inanır. İstediği işe girerse, istediği arabayı alırsa ya da istediği kişi ile evlenirse, yaşlanınca istediği yazlığı alabilirse gibi. Oysa maddi manevi tüm isteklerine sahip olduğu halde mutsuz olan bir sürü insan var.

 Peki neden? Neden istediklerine sahip olduktan sonra hala mutsuzlar?

Eğer mutlu olmayı başarı kazanmak, hediye almak, varlıklara sahip olmak şeklinde yani somut şeylere bağdaştırarak öğrenildiyse, mutlu olmak ve mutlu etmek için maddi ve somut şeylere ihtiyaç duyabiliriz. Böyle bir öğrenme sürecinden geçtiysek sürekli kazanmak, çalışmak ve çalıştıkça kazanmak isteyebiliriz. Fakat her kazandığımız başarıdan sonra yeni bir başarı kazanmamız gerekir ki mutluluğumuz devam etsin. Buda sürekli çalışmak, durmamak, durduğun zaman stresli, mutsuz ve depresyona yatkın hale gelmektir. Bu kişiler için kaybetmek, durmak, yeni bir başarı kazanmıyor olmak olumsuz bir durumdur. Bu yüzden mutluluğu maddi ve somut şeylerle yaşıyor olmak sürekli değildir, sürekli olması için çalışmanın, harcamanın da hep devam etmesi gerekir. Buda mümkün değildir.

Mutlu olduğumuz şeyleri yapmak, sağlıklı beslenmek, bedenimize ne ihtiyacı olduğunu düzenli soruyor olmak, bizi mutlu eden kişilerle görüşmek, duygusal depolarımızı kontrol etmek, kendimizi daha az eleştirip daha farkında olmak, duygularımıza sırt çevirmemek, acı çekmenin kötü bir durum olmadan kendimize şefkatli yaklaşmak mutluluğumuzu etkileyen faktörlerdir. Zor olan zordur mutlu olmanın yeri ve zamanı yoktur. Sevgiler

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet