Tohumu koruyabilmek

Zengin bir kültüre sahip olduğumuz için çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Birçok dönemi, medeniyeti içerisinde barındıran, eklektik bir kültür. Kültürün en karakteristik yönleri bizim de karakterlerimize misafirperverlik, içtenlik, cana yakınlık, samimiyet, sahiplenme, dayanışma, tevazu, koruma, vefa, hoşgörü, anlayış gibi yüksek insani değerler olarak yansıyor. Bu yüzdendir “Anadolu insanı” tabirini duyduğumuzda güzel hissetmemiz. Yanı sıra çalışkan toplumuz ki; bolluk ve bereket kelimeleri de sık kullanılıyor tabir tanımlanırken.

Yerleşim birimlerinde küçükten büyüğe gidildikçe, köyden kasabaya, ilçeden şehre bu özellikler azalıyor. Şehirlerin yüzölçümleri sabitken, insan yoğunluğunun artması beraberinde yetersizlik, geçim sıkıntıları, açgözlülük gibi sorunları getiriyor. İnsanlar korktukları için belki bu duyguları canlanıyor. Küçük bir yerleşim biriminde, bahçenizde sizin için yeterli tüm besinleri katkısız halde oluşturabiliyorken; bir korkunuz, kaygınız yokken; bir şehirde yiyecek ihtiyacınızı karşılayabilmeniz için bile çok daha fazla çaba sarf etmeniz gerekiyor.

İnsanların kaygı, korku ve panik duygusu yaşamadan yer değiştirmelerini sağlayabilmek, toplum gelişimi için önemli farklar yaratır. İleri yönde değişimin; sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda toplum gelişiminin sağlanması temel değerler korunarak da mümkün. Bu değerler ile gelişimin, değişimin hızı katlanarak artacaktır. Ne kadar sağlıklı bir toplum olursa üretim seviyesi o oranda yükselecektir. Sağlık, sadece hastalık ve sakatlık durumunun olmayışı değil kişinin bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir.

Toprağa sağlıklı bir tohum ekerseniz, size bir ağaç olarak döner, dallarında nicesi ile. Hayata sağlıklı bir fetüs getirirseniz, yön verirseniz, size tahmin edemeyeceğiniz katkıları ile döner. Siz ekin, sulayın, o büyür. Siz dünyaya getirin, yön verin, o şekillenir. Doğanın sınırsız gücünün farkındayız, siz bir adım atarsınız, o size koşar. Sadece kalben, ruhen, tüm içtenliğinizle emek verin bir insana, bir canlıya, eğitiminize, işinize, çevrenize, sizin için önemli olana, gerisi kendiliğinden gelir.

Geriye dönüp baktığınızda aslında fark edebileceğimiz bir durum bu. Bazen yolda yürürken arkaya bakıp, geçmişi gözden geçirmek her anlamda katkı sağlıyor. Bir tür hayat değerlendirmesi olarak görülebilir. Bu anlardan birinde ilgilendiğiniz konular üzerinde çok daha bilgili, heyecanlı, üzerine konuşmayı paylaşmayı sevdiğinizin farkına varmışsınızdır. Severek, isteyerek emek vermek belki başta zor gibi gelebilir ama insana zor gelen aslında bilinmezlik kısmı. Yürümek bile, öğrenmeden önce zordu, okumak, yazmak, bilmediğiniz her şey. Öğrendiğiniz anda artık zorluk kısmı aşılmış oluyor. Ne kadar geliştirmek istediğiniz size kalmış. Özgün kimliğimizi koruduğumuz sürece bir sınırımız yok.

Hâl böyle olduğunda, özgün çekirdekte bulunan tüm güzellikler, alan artsa da özellikleri korunarak yayılır. Köyde de bulunsanız, şehirde de yaşasanız günleriniz, ilişkileriniz hayat dolu, güven içerisinde, samimi geçer. Bilgiler paylaşılır ve çoğaltılır. Toplum daha yoğun deneyimler ile gelişir, verimlilik, motivasyon, üretim artar. İnsan isterse iyileştirir kendisini, çevresini, dünyayı, evreni.   

Sevgiler,

Mimar Işıl Şenozan
isilsenozan@gmail.com

E.L.D.A Mimarlık  -Evergreen Living Design & Architecture-

 

 

 

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet