Ölümcül hastalık ve ruhsal travma

COVID-19, diğer adıyla yeni koronavirüs salgınının da dahil olduğu ölümcül hastalıklar sınıfı, bu hastalıklara maruz kalanlar için kimi zaman ruhsal travmalara sebebiyet verebilmektedir. Bunun yanında ağır yaralanmalar ve ciddi bir ölüm riskiyle karşı karşıya kalma veya buna tanık olma durumları da ruhsal travmayı tetikleyebilen bazı durumlar olarak öne çıkıyor.

Ruhsal travmanın akut stres tepkisi, travma sonrası stres bozukluğu, travmatik yas, depresyon, alkol-madde kullanım bozuklukları, anksiyete ve duygudurum bozuklukları, psikotik bozukluklar gibi rahatsızlıklara sebep olabilmesi de profesyonel destek ve tedaviyi zorunlu hale getirmektedir.

Ruhsal travma ve nedenleri

Kişinin kendisinin veya yakınının ölüm veya yaralanma tehlikesi olduğu durumlarda korku, dehşet veya çaresizlik hissi yaşadığı durumlar olarak genelleyebileceğimiz ruhsal travmalar birçok neden sonucunda gelişebilir. Ancak olayın şartları etkileri sınırlayabilir.

Örneğin; ileri yaştaki bir yakınımızın yıllarca süren bir hastalık sonrasında ölümünün ruhsal travmaya yol açma ihtimali daha düşük iken, ani ölümler ise bu durumu daha çok tetiklemektedir. Travma sonrası stres bozukluğu gelişme riski ise stres etkeninin şiddetine, süresine ve yaşamı tehdit etme derecesine ve kişinin karakteristik özelliklerine bağlıdır.

Ruhsal travmanın en sık karşılaşılan nedenleri arasında ise başı doğal afetler, savaş, işkence, tecavüz gibi insanların neden olduğu travmalar, ölümcül kazalar, beklenmedik ölümler ve son dönemde yaşadığımız koronavirüs gibi ciddi ve ölümcül hastalıklara yakalanma çekmektedir. Ruhsal travma, bu olumsuz durumların hayatın geneline yayılarak uzun süreli olması durumlarında profesyonel destek alınmasının zorunlu olduğu bir rahatsızlıktır.

Ruhsal travmanın tedavisi ne şekilde gerçekleşmektedir?

Ruhsal travma yaşayan bireylerde ilaç tedavisi ve psikolojik terapi, travmanın türü ve şiddetine göre birlikte veya ayrı ayrı olarak kullanılmaktadır. Çünkü yaşanan aynı travmatik olayın etkileri herkeste farklı şiddette görülmektedir.

Bazı kişiler için ise travmatik stres belirtileri iş ve sosyal hayatı çok ciddi biçimde engelleyebiliyorken, bazı bireylerde ise günlük yaşantıyı etkileyecek şiddette bir stres görülmemektedir. Bu nedenle travmanın etkilerinin giderilmesi için herkesin ihtiyacına göre farklı tedavi yaklaşımları planlanmaktadır.

Tedavi edilebilir ve kontrol edilebilir bir rahatsızlık olan travmalar için yardım almayı kabul etmek ise tedavinin ilk ve en önemli basamağıdır.

Psikiyatrist Uzm. Dr. Burak Toprak

www.buraktoprak.com