SONUNA KADAR OKUYUN LÜTFEN??


Öğrendik mi?

Hastalıkların bizden çok uzakta olmadığını,
Bazen en görülmez olan şeyin, en büyük düşmanımız olabileceğini,
Evde hapis gibi yaşayan, toplum olarak ta öyle olmasına büyük katkı da bulunduğumuz engelli bireylerin, yaşlıların zaman ve can sıkıntısı ile nasıl sınandığını, ruhunu, çaresizliğini, yalnızlığını,
Yaşama, keyfe dolu dolu tutunup acılara gözümüzü, kulağımızı kapatmanın koca bir kandırmaca olduğunu,
Din, dil, ırk ayrımının zihnin kendince bir oyunu ve gerekirse oyunun bozulduğunu,
Nefes almanın ne büyük bir nimet olup, vermenin an meselesi olduğunu,
Çoğun, dar a düşmesinin an meselesi olduğunu,
Bedenini, ruhunu, zihnini kirletmenin ceza, arındırmanın ödül olduğunu,
Yeterli sandığımız aklın, çok daha BÜYÜK BİR AKIL ile yerle bir edildiğini,
Unuttuğumuz ölüm hakikatini,
Sanmıyorum!

Olanlar olacakların provası.
Şöyle bir baktım da biz baştan sınıfta kalmış gibiyiz.
Saygı,
Anlayış,
Vicdan,
Empati,
Dürüstlük,
İdrak için çaba, öğrenmek için merak,
Sabır,
Vefa,
Haya,

Tüm bu değerlerin içi boşalmış üstüne beton atılıp yeni katlar çıkılmış. İşte en zoru bu katların yıkıma iknası.... İşte orası ben biliyorum, sana mı soracağım duvarı. İşte o duvarlar kendi tuzaklarımız. Yaşamın sınıfta bıraktığı yer.

Sevgiler,

Hülyanida Şahin

Kişisel Dönüşüm Savaşcısı

Astrotegram