“İyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en iyi insanlarıyla sohbet etmek gibidir.” -Descartes

Kitap ile Sohbet edilir mi? Bir de toplanıp grup çalışmasıyla kitap ile sohbet edilir mi?

Evet…

Kitap okumayı çok sevdim, okumayı sevdiğim kadar, okuduğum kitap üzerine konuşmayı, diğer okurlarla sohbet etmeyi de sevdim. Kitap okumak tek başına yapılan bir eylemdir, kitap okurken yalnız, anlarken kalabalıksındır, kitaptaki karakterler, mekanlar, bilgi seninledir artık. Kitabın içine derinlemesine dalmak, sorular sorup cevaplar bulmak gerek. Farkındalıkla hazmetmek ve sindirmek gerek. Kitabın kahramanları, hikayenin geçtiği yerler, tarihi dokusu, bize hissettirdiklerini konuşmak kitabın hayatınızda yer almasını sağlar. Paylaşmak, kitapla ilgili konuşmak, hikayenin derinliklerinden sohbet etmek çoğaltır kitabın etki alanını.

Düşleme sanatçısı ben, düşledim, düşledim. Kitap ile sohbetime arkadaşlarım eklensin, birlikte çoğaltalım istedim. Etkisi altında kaldığım başucu kitabımın kahramanı yardıma geldi.

Richard Bach’ın kitabında Martı Jonathan Livingston

"Görünenlerin hepsi sınırlıdır. Anlayarak bakmaya, bildiklerinin ötesine geçmeye çalış." diyordu. Büyük düşünmemin önünü açtı. Yurt dışında yıllardır süren kitap kulüpleri ilham oldu, Martı Kitap Kulübü doğdu. 12 yıldır devam ediyor, her Salı İstanbul Oyuncak Müzesinde buluştuk. Bir masanın etrafında buluştuk, kitap ile sohbet ettik hep birlikte. Kitaplardan yola çıktık, kitaplarla sohbet etmek isteğimiz bizi buluşturdu, özenle seçtik, derinlerine daldık, kitapdaş olduk. Kitaplardan hayatımıza baktık. Şiir ile başladık sohbetlere şiir ile bitirdik. Yazar ile sohbet ettik. Kitapların hikayelerinin geçtiği yerlere yolculuk yaptık. Aktif okur olduk, kitapların içindeki hikayelere ben olsaydım ne yapardım sorusuyla katıldık. Kitabın kapağından başladık okumaya, tarzını, dilini, sembolleri, metaforları detaylarıyla inceledik. Kitap ile sohbet ettik.

10.yılımızda büyüdük, benim sürdürdüğüm gruplar dışında İstanbul’da, İzmir’de ve Bursa’da yeni kitap ile sohbet ekipleri oluştu.

Şimdi pandemi döneminde online buluşmalar ile devam ediyoruz. Yine her Salı devam ediyoruz. Kitaplarımızı seçtik, sezon listelerimizi yaptık yeni döneme ayak uydurduk.

Geçtiğimiz iki hafta elimizdeki kitap Nedim Gürsel’in Resimli Dünya romanıydı. Ressam Bellini ile ilgili araştırma yapmak için Venedik'e gelen sanat tarihi profesörü Kamil Uzman ile Venedik yolculuğuna çıktık. Evimizden çıkamadığımız şu günlerde Venedik sokaklarında yürüdük, sanat galerilerini gezdik, kütüphanelerde belgelerin peşine düştük. Her biri önemli sanat eseri olan tablolarla ülkemizin tarihinden hikayelere eşlik ettik. Sanatla, resimle, mimariyle, tarihle dolu romanda geçen tablolara tek tek baktık, internetler sağ olsun. Eşsiz bir deneyimdi. Kamil Uzman’ın ailesi, gençliği aşkları da geçmişi hatırladığı anlarda bize katıldılar. Sevgi, sanat, aşk, tarih, yalnızlık, kanalın serin suları ve ölüm…

Romandan seçtiğim iki bölüm ile kitabımıza, kitabın kahramanı Kamil Uzman’a veda edelim.

"Sanatın yalnızlık gerektirdiğini, yaratış sürecinde müdahale kabul etmediğini biliyordu. Ama, yazarlar da dahil, hiçbir sanatçı yeterince yalnız değildi yaratırken. Gece, hiçbir zaman, tümüyle gece olamazdı; dış dünyadan bir ses, bir ışık, bilemedin bir hışırtı sanatçının iç dünyasına düşüverir, onun tümüyle gerçekten uzaklaşmasını, kendi hayal gücüyle baş başa kalmasını engellerdi."

. . .

"Geçmişi ardında kalmıştı, soğukluğunu yüreğinde hissettiği rıhtım taşları kadar gerçek, ama uzak bir zamanda. Önündeyse belirsiz bir boşluk vardı, kanalın suyu kadar bulanık ve çekici. Ne geçmişi ne de geleceği olan biriydi..."

Venedik sevdiğim şehirlerin başında gelir, düşlüyorum, pek yakında elimizde Resimli Dünya romanıyla, kitapdaşlarımızla Rialto Köprüsü’nde buluşacağız.

Sevgiyle nefes aldığımız, baktığımız, adımlar attığımız anlar diliyorum.

Yasemin Sungur
Gelişim Lideri, Yazar, Eğitmen