“Öğrenmek, akıntıya karşı yüzmek gibidir, ilerleyemediğiniz takdirde gerilersiniz.” -Çin Atasözü

Bilmek öğrenmenin önünde bir engel midir?
‘Ben biliyorum’ dediğimde artık öğrenmeye ihtiyacım yok mu diyorum? Biliyorum demek yeni bilgiye ulaşmamı engelliyor mu? Merak etmenin, araştırmanın ve öğrenmenin önünü mü kesiyor?
Ne bildiğimi bilmezsem, nasıl emin olacağım bilgimden? Nasıl güveneceğim kararlarıma?
Peki, bilgimden nasıl emin olacağım?
Bu soruları çoğaltabiliriz. Hayatın akışında bilgiyi nasıl kullandığımıza, nasıl öğrendiğimize bakarak, deneyimsel değerlendirmeyle öğrenme şeklimizi keşfedebiliriz. Öğrenmek ve deneyim elde etmek ayrılmaz ikiz kardeşler bence.
Son dönemde karşıma çıkan birkaç kişide, içinde kaldığım birkaç durumda ‘ben iyi/çok biliyorumcular’ sürecin yanlış ilerlemesine neden oldu ve bu sorular çıktı içimden.
Soruları sordum ve ne yapmalı, nasıl yapmalı soruları ile de çözüm peşine düştüm.
Peter Senge’nin Beşinci Disiplin kitabı ilk aklıma gelen kitap oldu, yardıma çağırdım. “Öğrenen Organizasyon Sanatı ve Uygulaması” der kitabın açıklamasında. Şirket organizasyonları ve sistemlerini geliştirmek için yazılmıştır. Ben birey olarak bakacağım bize katmak istediği bilgiye. Şirket yapılarını oluşturan, sürdüren, bozan, mükemmelleştiren insan değil midir?
Peter Senge kitabında “insanların, sürekli olarak kendilerini geliştirme imkânı bulduğu, öğrenmenin sadece bir gereklilik değil aynı zamanda bir zevke dönüştüğü çalışma ortamları” olan şirket modelini tanımlar. Çok etkilendiğim bu kitabın içeriğindeki bilgiyi insanın birey olmak meselesinde görmeye, hayatı bir sitem olarak algılamaya gayret edeceğim, haydi katılın bana.
Sistem düşüncesi, bir bütünü görme disiplinidir.
Bir bulut toplanır, gökyüzü kararır, yapraklar yukarıya döner ve biz yağmur yağacağını biliriz. Yağmurdan sonra yağışın kilometrelerce ötede yeraltı suyunu besleyeceğini ve sonunda havanın açacağını da biliriz. Bütün bu olaylar zaman ve yer olarak birbirinden uzakta yer alır ama yine de hepsi aynı olay örgüsü içinde birbirine bağlıdır. Her birinin ötekiler üzerinde bir etkisi, normal olarak gözle görünmeyen bir etkisi vardır. Bir yağmur fırtınasını ancak bu olay örgüsünün tek tek parçalarını değil, tümünü birden düşünerek anlayabilirsiniz.
Dünya, tüm organizasyonlar ve bütün insan çabaları da birer sistemdirler. Onlar da görünmeyen bir birbiriyle ilişkili eylemler dokusuyla bağlıdır. Söz konusu eylemlerin birbiri üzerinde tam etkisini yaratması çoğu zaman yıllar alır. Biz de bu dantelin bir parçası olduğumuzdan, tüm sistem örgüsünü görmek iki kat daha zor olur. Bunun yerine sistemin birbirinden ayrılmış parçalarının anlık fotoğrafları üzerinde odaklaşma eğilimi taşır ve en derin problemlerimizin neden bir türlü çözülemediğine şaşarız.

Bir organizasyonun kapasitesi kendi içindeki insanların kapasitesinden daha büyük olamaz. Bu nedenle sistemin içindeki insanlar sürekli öğrenme çabası ve gelişme içinde olmalıdırlar böylece organizasyon da sürekli gelişecektir.
“İnsan, birlikte en çok zaman geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır.” -Jim Rohn
Organizasyondaki insanların hepsi farklı aile, okul, inançlarla yetişmişlerdir ve farkında olmadan sistem içindeki eylem ve politikayı etkilerler. Ortak bir kimlik, derinden paylaşılan amaç, gelecek hakkında paylaşılan bir resim oluşturma kapasitesine ulaşmak amaçlanmalıdır. Organizasyonlar bir insanın etrafında değil, her zaman için bir amacın, paylaşılan ortak bir görüşün etrafında oluşmalıdır.


Sistem içinde bilgiyi paylaşarak, öğrenmeyi sürdürerek deneyimsel öğrenerek, birlikte karar almayı sağlamalıyız. Bir ekip gibi düşünelim. Ekip halinde öğrenme disiplini diyalogla başlar. Aklınıza spor takımlarını, orkestraları getirin. Birlikte hareket etmezlerse ne olur bir hayal edin.

Bir aile ekiptir. Birlikte zaman geçirmeyi seçmiş bir arkadaş grubunu oluşturan insanlar bir ekiptir süreçte. Ekibin gelişimi ve başarısı için şimdi ortak akıl, bilgi ve deneyim kullanma zamanıdır, işte bu sürekli öğrenmeyi sağlar.

“Hiçbirimiz, hepimiz kadar akıllı değiliz.” -Japon Atasözü

Süreçte aksaklıklar olduğunda içerden birini hataları yükleyebilirsin bu kolaydır. İşte bu noktada Peter Senge’nin kitabından alalım görüşleri:
Sorun çözmek için değişiklik gerektiğini, bu değişimi yaşamak için de en kısa, en kolay yolun insanları değiştirmek olduğunu düşünülür çoğu kez. Ama çözüm bu değildir. İnsanı değiştirmek demiryolunda seyreden trenin makinistini değiştirmek gibidir. Değişiklik için “rayların yenilenmesi, tarifenin gözden geçirilmesi, trenin yenilenmesi, makinistin eğitilmesi” gerekir.

Beşinci Disiplin Yasalarında; ‘Bugünün problemleri, dünün çözümlerinden kaynaklanır’ der.
Ne yapalım o halde?
Ben çok iyi bilirim düşüncesinden çıkarak, birlikte yaşadığımız, iş yaptığımız, hayatı paylaştığımız insanların da bilgisini dinleyelim, tüm bilgiyi birleştirelim, ortak akıl ile deneyim paylaşımına gidelim. Öğrenmeyi öğretelim önce kendimize.
Merak edip ve araştıralım. Merak etmek heyecan verir, yeni şeyler öğrenmeyi sağlar merak etmek, canlılık katar yaşadığımız duruma.
Öğrenme merkezli bir bakış açısı geliştirelim. Yaşa, statüye bakmadan dinleyelim birbirimizi, gerçekten dinleyelim, kulaklarımızla duymak yetmiyor çoğu zaman, gözlerimizle izleyerek dinleyelim. Duygularımızı katalım, sorular soralım cevabını merak ettiğimiz.
Kendim için seçtiğim bir bakış açısını paylaşayım; Biliyorum halinin hissettirdiği duygudan daha çok yeniden öğrenme cesaretimi severim. İşte benim öğrenmek ve paylaşmak için motivasyon kaynağım. Ne kadar bilirsek bilelim, hayat ve iş deneyimlerimizi etkin bir şekilde aktaramazsak bilgimiz değerini kaybeder. Depolamayalım bilgiyi, ağır yüke dönüştürmeyelim. Yenileyelim, paylaşalım.

Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözü ile yazımı bitirmek istiyorum. Yarın 29 Ekim 2020, Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun…
"Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim ve hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir."

Sevgiyle nefes aldığımız, baktığımız, adımlar attığımız, deneyim paylaştığımız anlar diliyorum.

Yasemin Sungur
Gelişim Lideri, Yazar, Eğitmen